28 Ekim 2009 Çarşamba

imKANsız BEKLEyiş

Suretin düşüncemin gölgesinde kenar bulur.
Lakin şikayetlenmeyi haddime yakıştırmadım.
İffetten tel örgüler sanrıma musallat olur.
Ben ferimin sebebini var olmana alıştırmadım.

Dudaktan kovulduğu kadar değildir söylenişler
Yılan deliğinden süzüldü, eylemine aldanmadım.
Adamı görülmez sınırlarda öldürmez özleyişler,
Teninin gölgesi göründü, kör ahengine bağlanmadım.


23.58
21.10.09
A.B.

10 Ekim 2009 Cumartesi

biri daha...

Pişmanlığımın adına keşke dediğimden beri
Zamanı şarap şişelerinde zapt edemiyorum.
Gözbebeğimin ferinde bu denli büyüttüm seni,
Peşinatsız isyanlarıma anlam veremiyorum.

Uçmaya göğsündeki büyüyü heba ettiysem,
Kabullenmeliydim uçurum gözlerinden düşmeyi
Denizindeki devana bilmeden yüz çevirdiysem,
Öğrenmeliydim benim olmayanı kaybetmeyi.

Kum saatimin kırığı kalp kırığıma yanaştı usulca
Duvağının fırtınasından önümü göremedim önce,
Şahitliğine inandığım mavi karanlık korkup susunca,
Kanatlarıma kan oturdu, ardıma bile dönemedim öylece.

İnkâr etmek, yalanın renkli yüzünü güldürmekti.
Ve ben hiç hayalini kurmadım bedbaht gözlerinin.
Aşksızlıktan ölmedim, telkin edişlerin beni bekletti.
Ve ben hiç yakarışına inanmadım ince ellerinin…

Ben bir yalanı sen diye sayıkladım durdum…


05.22

30.01.09 Cuma

A.B.

istanBUL

Başlamaya cesaret gösterebilmek, başlamaktan çok daha zormuş öğrendim. Her yeni doğan günde, kaç mevsim yaşlandığımızın farkına, ışığı bulutların ardında bıraktığımızı farkettiğimizde varıyormuşuz.ne garip. En geç ne kadar zaman tüketmiştir düşünmeden üstelik.

yine sevdiğim şehirdeyken ben, kalp nelerden, kimlerden vazgeçerken, ya da canına can katan elleri bırakmak zorunda kalırken, vazgeçilmiyormuş bu şehirden. Öğrenmişim ki mavisinde bir büyü var insanı kendine bağlayan. Belki maviye tutkunluğum bundandır kalbim. Dört duvarım bile mavi tıpkı deniz gibiyken, sonu yok gibi gelse de bazen sonsuzlukların, yine maviye kavuşacağımı bilmek güzel.

Herşey aynı kaldı, bir ben miyim değişen desem de, gözlerimin altındaki çizgiler aslında beni benden farklı göstermeye özenen. Onlar bir türlü geçip gitmek bilmezken, neden geçip gidenlerin ardından ağlarmışız ki biz? Onlar da bu çizgiler gibi değiller miymiş? Zamanı gelince gidip, ne kadar isyana boyun eğsek, geçen zamana karşı şaha kalkışa yeltensek geri dönmeyen, değişmeyen yokluklarının gerçeği. kalbimden öğrendim.

Anı yaşamakmış hayatın büyüsü. Biz bir gün bu şehri temelli terk edecek iken, ne kalacakmış ruhumuza? Bir türlü yeşile dönmeyen trafik lambaları mı? belki. Bir akşam geç kaldığımız iş yemeği mi? olabilir. Ayın sonunu zor getirirken, çocuğunuza istediği oyuncağı alamamanın verdiği kalp ezikliği mi? muhtemel...

yanlış cevaplar ordusu geride kalsın, yanımıza kar kalacak olan sevdiklerimize beslenen sevgilerle harmanlı bir mavi.

ruha kalacak olan, huzuru hissettiği anlar rütbesi.

Bir kağıt para için akşamdan sabaha çöpleri didikleyen beden ise doymak için, bir damla mutluluk için neden eşelemiyoruz hayatı
ruhu doyurmak için?

bunu da kalbimden çaldım, itiraf ediyorum: ben bir hırsızım...



A.B
21.01.2008

KUR-AL

Kalbini demirden zırhla da örtsen,
Yaralarına engel olamazsın.
Çünkü o, yara almak için göğsünde.

Her filizlenen yavru sevgini,
Sonsuzun gölgesinde de büyütsen,
İstediği yüreğin yanına koyamazsın.
Çünkü o, hasreti öğrenmek için gözünde.

Sana sığınan sırrın sebebini
Toprağa da gömüp terk etsen,
Peşinden gelir, yine konduramazsın.
Çünkü o, senin olduğu için izinde.

A.B.

14.48
08.09.07
Cumartesi

28 Eylül 2009 Pazartesi

sona kalan...

Sona bıraktığım dilek sigaram.
Sen, Yaktığın yerden baktığım.

Yazık, saramadın beni baktığım yerden.
Çoğul bilinmezliklerin alevini çaktın
Sıcağından mayhoş kafesime.
Kör kölen gibiydim ezelden.
Köstek olurken sen, nefesime.
Belki de bilmeden…

Kim vurduyu bekleyen ruhun duymadan
Ne anlamı vardı seni içime çekmenin.
Nemine zarar gözlerin için.
Son nefesime gelmeyi sen seçtin.

Bitmeliydin.

koynuma zifrinle musallat olurken
düşünmeliydin.
Tütsüme kindar düşüncelerin
Uykuma düşman kesilirken,
Hayaline bel bağlamadım durmadan.
Ben, rüyamda bile senin olmadım…

Her dileğim sona kalmadan,
Gitmeyi astarlı niyetime konduramadım.

Sen, sona bıraktığım dilek sigaram,
Değil sana dudak ucumla dokunmak,
Sana sen demek bile haram!

19.42
28.09.09
Alişa Bahar

18 Eylül 2009 Cuma

kara kelam

kırgın düştün hayata
hissederim bakışından.

sana beslenmiş argo sevgim,
hesap sormaya yüz bulur,
şu fütursuz zamana...

kusursuz isyanlarımdan
sefillerim kudurur.
şekerli kokunla bezeli evim
ferinin ışığından sorulur.
ve,ben; ruhum ve etim
senden önce ölmeliyim...

23.56
17.09.2009
A.B.

10 Eylül 2009 Perşembe

bir ŞEHİT mektubu

Sana Şırnak’tan selam yolluyorum annelerin en güzeli, en merhametlisi… Beni çok merak ettiğini biliyorum, ama boşa tasalanıyorsun çünkü ben çok rahatım. Burada bir sürü arkadaşım oldu. Kaderdaşım desem daha doğru olur.

Hepsi benim gibi. Anneleri yollarını gözlüyor hepsinin. Beni merak etme annem ne olursun. Ben çok iyiyim. Sabah erken kalkmalara alışamadım sadece. En son uyanan ben oluyorum. Herkes homurdanıyor arkamdan şakayla karışık tabi…
Gündüzleri araziyi kolluyoruz. Burası söylendiği gibi tehlikeli bir yer değil inan bana. Yemeklerini çok özledim ama. Öğlen yemek yiyip yürüyüşe çıkıyoruz. Bu biraz yoruyor bizi. Ama gerekiyor da yoksa uyku tutmaz bizi muhabbetten. Komutanımız da iyi bir insan. Bize her geçen günde yeni şeyler öğretiyor. Vatan borcumuzu ödüyoruz. Gururla, huzurla… Omzumuza yük olmuyor bu borç. Ne mutlu bana ki seçildim annelerin en güzeli…

Aklım sende kalıyor sadece. Beni merak ettiğini biliyorum. Evde yalnız kaldın ben gidince… Ama ne olur çok yalnız kalma. Komşuya git. Necmiye teyzelere uğra ara sıra. Öp onları benim yerime. Küçük Mehmet i de öp. Çok özledim hepinizi…
Akşamları kapıya çöpü koyarken dikkat et anneciğim. Artık zaman çok kötü çünkü. Kapımızı sürgüle iyice, rahatça uyu. Çünkü ben de uyuyor olacağım. Dışarı çıkarken ocağı ütüyü kontrol etmeden çıkma ne olur. Uyumadan önce de kontrol et annelerin en şekeri. O şekerli kokunu çok özledim. Ne kadar büyüsem de ben senin biricik bebeğinim değil mi. Kocaman oldum ama yine dizinin dibini özledim bir tanesi…

Burada paylaşmayı da öğrendim annem. Elimize ne geçerse geçsin, bir dilim ekmek bile olsa paylaşıyoruz. Paylaştıkça çoğalıyormuş elde ne varsa, öğrendim annem. Haklıymışsın. Burada herkes kenetlenmiş birbirine. Araziyi gözetlerken birbirimize de göz kulak oluyoruz. En yakın arkadaşımın adı Süleyman. Ama ben ona o kadar çok sülo diyorum ki yakında adını unutacak. O da bizim memleketten. Aynı ranzadayız annem. Bazen çok nadir de olsa uyku tutmadığında muhabbet ediyoruz, dertleşiyoruz onunla. O kadar çok benzer özelliğimiz var ki, kardeşim gibi yakın hissediyorum kendime onu… Geldiğimizde seni de tanıştıracağım anneciğim… Onu sen de çok seveceksin. Annesi börek yolladı bize. Hepimiz biraz yedik. Onlar da çok güzellerdi ama seninki gibi değillerdi anneciğim. Ah annem…

Geldiğimde çok iyi bir iş bulup, seni rahata erdireceğim… Dişinden artırıp bana gönderiyorsun biliyorum. Eminim ki bazı geceler aç uyuyorsun. Hissediyorum. Ve bunu hissettiğimde yediğim hiçbir işe yaramıyor…

Az kaldı annem. Az kaldı gelip ellerine sarılmama. O şekerli mis kokunu içime çekmeme. Çok az kaldı. Çalışıp evimize bakacağım günler çok yakında. Sana söz veriyorum. Her akşam ellerim kollarım dolu geleceğim evimize… Canın ne çekerse alacağım, yiyebileceğiz. Akşamları çay içmeye de çıkacağız. Seni arabamızla gezdireceğim nereye istersen. Necmiye teyzeyi de alırız hem. Ne güzel olur değil mi?

Bu aralar rahmetli babamı daha bir özler oldum annem neden bilmiyorum. Acaba görüyor mudur oğlunun iyi bir asker olduğunu. Beni seyrediyor mudur gökyüzünden? Ona dua ediyorum hep. Bir gece de olsa rüyama girsin diye. Bu geceden umutluyum ama. Bu gece onu göreceğim…

Ne olur beni bırakıp gitme annem. Ne olur dikkat et kendine. İlaçlarını almayı aksatma sakın unutma. Gitmeden liste yapmıştım sana. Umarım o listeye uyuyorsundur… Ben bir geleyim annem. Her şey çok daha güzel olacak. Ve sana çok daha sık yazacağım artık. Her gün yazacağım annem. Allah‘ıma emanetsin. Dua ediyorum her gece. Ve her şey çok güzel olacak…
Sana söz veriyorum, hem de asker sözü…

Kucağına hasretim, en kısa zamanda evimdeyim anneciğim.

Allah’a emanet ol… Seni çok seviyorum, ellerinden öpüyorum…

Oğlun
Mustafa