Sözlerimi itina ile seçmeyeli, aynadan yansıyan gözlerimi görmezden gelmeyeli, zaman koşar adım yol alırken, yolların taktığı çelmelere yenik düşmüş.
Ben anılarıma saygı duymaya boğun eğeli, dallar çiçek açmış, kuşlar yuvalarına sadık kalmıştı oysaki.
Mevsimlerle alıp veremediğim yok, kelimelere derdimi anlatmaktan bir zaman yorgun düşmüş olabilirdim neyse ki…
Neye yaradı yaprağa rengini anlatmak aslında,
o gökkuşağına inanmadıktan sonra?
Bakışlarımın manasından, göz rengimin parlağından, utanmak aklımdan geçmezdi, güneşimden içime çektiğim terbiyem buna izin vermezdi…
Seçemezdim nasılsa beni toprağa bağlamış köklerimin merhamet derişimini…
Saçımın ucuna layık gördüğüm gül, solsa bile terk eylemezdi eşini…
Ah anılar!
Rüyada görmeyi dilenen kişilerin sanrı kaderlerine engel olurlar…
Ben;
Gözümü günün aydınlanmamış ziyanına açtığım zamana lanet okumadan,
Dualar ettim şerre yakın durmadan…
Elbet bir gün gelecek, büyüdüğüm hızda göğe yükselecek, zahmetsiz ve niyetsiz bölünerek çoğalan sevgisini hacmine sığdıramayan kalbim…
Elbet her gün geçecek, sabrımın selameti yolunu açacak, talihsiz karşılaşmalara sebebiyet verecek olan kader kesişmelerinin…
İnsan ki, insanı insandan soğutandır kimi zaman,
İnsan ki, insanı mucizelere inandırandır çoğu zaman…
Meleklik rütbemin elimden kum gibi,
Su gibi süzülüp gittiğine inandığım günden beri,
Doğan yeni günü düşünür olurum…
Bazen sade düşünmekten yorulurum.
Kim doğdu şu dakika, kim kanatlandı gitti.
Hangi ağacın dalının çatalına kandı çöpleri didikleyen boz kedi…
Kim sokakların derin dokusuna, serin kokusuna vurdu kendini…
Her rüya, diğerinden habersiz, başlamadan bitti…
Ben, gizli özneye esir, isyankâr yüklemine saygı duymayan cümlelerin, dolaysız tümleçleri olmayı can-ı gönülden dilemeyen bir haleyim…
Kim benim gibi? Ben kimin gibi olabilirim?
Susuz toprağıma, deniz yakınımsa dayanabilirim…
Mavinin koynunda ölmek değil derdim…
02.35
28.11.2009
A.B.
29 Kasım 2009 Pazar
29 Ekim 2009 Perşembe
geç...
Rengine sadakati yetemedi niyetin.
Tutamlarca tuz, köstek idi dikiş izine,
Damarımdan dahi geçemedi sebebin.
Hangi yaraya deva idi kapanmak dizine?
...
02.48
29.10.2009
A.B.
Tutamlarca tuz, köstek idi dikiş izine,
Damarımdan dahi geçemedi sebebin.
Hangi yaraya deva idi kapanmak dizine?
...
02.48
29.10.2009
A.B.
28 Ekim 2009 Çarşamba
AFET-İ DEVRAN
Bir Afet-i devrana emanetindi gözlerin
Aynalara derdimle dillenmedim.
Ben hiç yakışmadım beter endamına
Gölge olurdum hâlbuki meramına
İznine nail olsaydı ellerin,
Ben name-i illetle bilenmedim…
Bir afet-i devrana hediyendi hoş sözlerin.
Nefese hasret can gibiydim kelamına.
Boyun eğdim sükûnet-i cellâdıma
Bir hoş sedaya el gibi ellenmedim
Kumrum şahidimdir serenadıma,
Ben hiç yüz çevirmedim selamına.
Bir afet-i devrana ait idi benliğin…
02.48
14.10.09
A.B.
Aynalara derdimle dillenmedim.
Ben hiç yakışmadım beter endamına
Gölge olurdum hâlbuki meramına
İznine nail olsaydı ellerin,
Ben name-i illetle bilenmedim…
Bir afet-i devrana hediyendi hoş sözlerin.
Nefese hasret can gibiydim kelamına.
Boyun eğdim sükûnet-i cellâdıma
Bir hoş sedaya el gibi ellenmedim
Kumrum şahidimdir serenadıma,
Ben hiç yüz çevirmedim selamına.
Bir afet-i devrana ait idi benliğin…
02.48
14.10.09
A.B.
imKANsız BEKLEyiş
Suretin düşüncemin gölgesinde kenar bulur.
Lakin şikayetlenmeyi haddime yakıştırmadım.
İffetten tel örgüler sanrıma musallat olur.
Ben ferimin sebebini var olmana alıştırmadım.
Dudaktan kovulduğu kadar değildir söylenişler
Yılan deliğinden süzüldü, eylemine aldanmadım.
Adamı görülmez sınırlarda öldürmez özleyişler,
Teninin gölgesi göründü, kör ahengine bağlanmadım.
23.58
21.10.09
A.B.
Lakin şikayetlenmeyi haddime yakıştırmadım.
İffetten tel örgüler sanrıma musallat olur.
Ben ferimin sebebini var olmana alıştırmadım.
Dudaktan kovulduğu kadar değildir söylenişler
Yılan deliğinden süzüldü, eylemine aldanmadım.
Adamı görülmez sınırlarda öldürmez özleyişler,
Teninin gölgesi göründü, kör ahengine bağlanmadım.
23.58
21.10.09
A.B.
10 Ekim 2009 Cumartesi
biri daha...
Pişmanlığımın adına keşke dediğimden beri
Zamanı şarap şişelerinde zapt edemiyorum.
Gözbebeğimin ferinde bu denli büyüttüm seni,
Peşinatsız isyanlarıma anlam veremiyorum.
Uçmaya göğsündeki büyüyü heba ettiysem,
Kabullenmeliydim uçurum gözlerinden düşmeyi
Denizindeki devana bilmeden yüz çevirdiysem,
Öğrenmeliydim benim olmayanı kaybetmeyi.
Kum saatimin kırığı kalp kırığıma yanaştı usulca
Duvağının fırtınasından önümü göremedim önce,
Şahitliğine inandığım mavi karanlık korkup susunca,
Kanatlarıma kan oturdu, ardıma bile dönemedim öylece.
İnkâr etmek, yalanın renkli yüzünü güldürmekti.
Ve ben hiç hayalini kurmadım bedbaht gözlerinin.
Aşksızlıktan ölmedim, telkin edişlerin beni bekletti.
Ve ben hiç yakarışına inanmadım ince ellerinin…
Ben bir yalanı sen diye sayıkladım durdum…
05.22
30.01.09 Cuma
A.B.
Zamanı şarap şişelerinde zapt edemiyorum.
Gözbebeğimin ferinde bu denli büyüttüm seni,
Peşinatsız isyanlarıma anlam veremiyorum.
Uçmaya göğsündeki büyüyü heba ettiysem,
Kabullenmeliydim uçurum gözlerinden düşmeyi
Denizindeki devana bilmeden yüz çevirdiysem,
Öğrenmeliydim benim olmayanı kaybetmeyi.
Kum saatimin kırığı kalp kırığıma yanaştı usulca
Duvağının fırtınasından önümü göremedim önce,
Şahitliğine inandığım mavi karanlık korkup susunca,
Kanatlarıma kan oturdu, ardıma bile dönemedim öylece.
İnkâr etmek, yalanın renkli yüzünü güldürmekti.
Ve ben hiç hayalini kurmadım bedbaht gözlerinin.
Aşksızlıktan ölmedim, telkin edişlerin beni bekletti.
Ve ben hiç yakarışına inanmadım ince ellerinin…
Ben bir yalanı sen diye sayıkladım durdum…
05.22
30.01.09 Cuma
A.B.
istanBUL
Başlamaya cesaret gösterebilmek, başlamaktan çok daha zormuş öğrendim. Her yeni doğan günde, kaç mevsim yaşlandığımızın farkına, ışığı bulutların ardında bıraktığımızı farkettiğimizde varıyormuşuz.ne garip. En geç ne kadar zaman tüketmiştir düşünmeden üstelik.
yine sevdiğim şehirdeyken ben, kalp nelerden, kimlerden vazgeçerken, ya da canına can katan elleri bırakmak zorunda kalırken, vazgeçilmiyormuş bu şehirden. Öğrenmişim ki mavisinde bir büyü var insanı kendine bağlayan. Belki maviye tutkunluğum bundandır kalbim. Dört duvarım bile mavi tıpkı deniz gibiyken, sonu yok gibi gelse de bazen sonsuzlukların, yine maviye kavuşacağımı bilmek güzel.
Herşey aynı kaldı, bir ben miyim değişen desem de, gözlerimin altındaki çizgiler aslında beni benden farklı göstermeye özenen. Onlar bir türlü geçip gitmek bilmezken, neden geçip gidenlerin ardından ağlarmışız ki biz? Onlar da bu çizgiler gibi değiller miymiş? Zamanı gelince gidip, ne kadar isyana boyun eğsek, geçen zamana karşı şaha kalkışa yeltensek geri dönmeyen, değişmeyen yokluklarının gerçeği. kalbimden öğrendim.
Anı yaşamakmış hayatın büyüsü. Biz bir gün bu şehri temelli terk edecek iken, ne kalacakmış ruhumuza? Bir türlü yeşile dönmeyen trafik lambaları mı? belki. Bir akşam geç kaldığımız iş yemeği mi? olabilir. Ayın sonunu zor getirirken, çocuğunuza istediği oyuncağı alamamanın verdiği kalp ezikliği mi? muhtemel...
yanlış cevaplar ordusu geride kalsın, yanımıza kar kalacak olan sevdiklerimize beslenen sevgilerle harmanlı bir mavi.
ruha kalacak olan, huzuru hissettiği anlar rütbesi.
Bir kağıt para için akşamdan sabaha çöpleri didikleyen beden ise doymak için, bir damla mutluluk için neden eşelemiyoruz hayatı
ruhu doyurmak için?
bunu da kalbimden çaldım, itiraf ediyorum: ben bir hırsızım...
A.B
21.01.2008
yine sevdiğim şehirdeyken ben, kalp nelerden, kimlerden vazgeçerken, ya da canına can katan elleri bırakmak zorunda kalırken, vazgeçilmiyormuş bu şehirden. Öğrenmişim ki mavisinde bir büyü var insanı kendine bağlayan. Belki maviye tutkunluğum bundandır kalbim. Dört duvarım bile mavi tıpkı deniz gibiyken, sonu yok gibi gelse de bazen sonsuzlukların, yine maviye kavuşacağımı bilmek güzel.
Herşey aynı kaldı, bir ben miyim değişen desem de, gözlerimin altındaki çizgiler aslında beni benden farklı göstermeye özenen. Onlar bir türlü geçip gitmek bilmezken, neden geçip gidenlerin ardından ağlarmışız ki biz? Onlar da bu çizgiler gibi değiller miymiş? Zamanı gelince gidip, ne kadar isyana boyun eğsek, geçen zamana karşı şaha kalkışa yeltensek geri dönmeyen, değişmeyen yokluklarının gerçeği. kalbimden öğrendim.
Anı yaşamakmış hayatın büyüsü. Biz bir gün bu şehri temelli terk edecek iken, ne kalacakmış ruhumuza? Bir türlü yeşile dönmeyen trafik lambaları mı? belki. Bir akşam geç kaldığımız iş yemeği mi? olabilir. Ayın sonunu zor getirirken, çocuğunuza istediği oyuncağı alamamanın verdiği kalp ezikliği mi? muhtemel...
yanlış cevaplar ordusu geride kalsın, yanımıza kar kalacak olan sevdiklerimize beslenen sevgilerle harmanlı bir mavi.
ruha kalacak olan, huzuru hissettiği anlar rütbesi.
Bir kağıt para için akşamdan sabaha çöpleri didikleyen beden ise doymak için, bir damla mutluluk için neden eşelemiyoruz hayatı
ruhu doyurmak için?
bunu da kalbimden çaldım, itiraf ediyorum: ben bir hırsızım...
A.B
21.01.2008
KUR-AL
Kalbini demirden zırhla da örtsen,
Yaralarına engel olamazsın.
Çünkü o, yara almak için göğsünde.
Her filizlenen yavru sevgini,
Sonsuzun gölgesinde de büyütsen,
İstediği yüreğin yanına koyamazsın.
Çünkü o, hasreti öğrenmek için gözünde.
Sana sığınan sırrın sebebini
Toprağa da gömüp terk etsen,
Peşinden gelir, yine konduramazsın.
Çünkü o, senin olduğu için izinde.
A.B.
14.48
08.09.07
Cumartesi
Yaralarına engel olamazsın.
Çünkü o, yara almak için göğsünde.
Her filizlenen yavru sevgini,
Sonsuzun gölgesinde de büyütsen,
İstediği yüreğin yanına koyamazsın.
Çünkü o, hasreti öğrenmek için gözünde.
Sana sığınan sırrın sebebini
Toprağa da gömüp terk etsen,
Peşinden gelir, yine konduramazsın.
Çünkü o, senin olduğu için izinde.
A.B.
14.48
08.09.07
Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
