Ya ölüm olmamalı,
Toprak geri çağırmamalı
Hediyesini.
Ya da sevgi yürekte büyümemeli,
Uğruna yazılan şiir yitirmemeli
Kafiyesini....
zaman: çok eski.
19 Şubat 2010 Cuma
RESİMLER...
Resimler ellerimde,
Anların dört köşeye kıstırıldığı mazi salkımının taneleri…
Ve sapıyla yüz göz olmaya korkan
Film şeridini anımsıyormuş taklidi yapan
Çizgilere mahkûm bir çift töre.
Resimler gözlerimde,
Rüzgârla anlaşan zamanın ak düşüremediği saç telleri…
Ve yakıp savurmaya göz yummayan
İçindeki yırtılmış hayatlardan sola sapan
Perdelere mahkûm bir çift küre.
Resimler dizlerimde.
Kaldırıma çarpan güz yaprağının çaresiz kırılan elleri…
Ve amonyaklı tuz zerresi ki yaraya yapışan,
Bir derin yaradır ki açık kabuğuna alışan
Denizlere mahkûm bir çift yöre.
Resimler hayalimde…
02.17
19.02.10
A.B.
Anların dört köşeye kıstırıldığı mazi salkımının taneleri…
Ve sapıyla yüz göz olmaya korkan
Film şeridini anımsıyormuş taklidi yapan
Çizgilere mahkûm bir çift töre.
Resimler gözlerimde,
Rüzgârla anlaşan zamanın ak düşüremediği saç telleri…
Ve yakıp savurmaya göz yummayan
İçindeki yırtılmış hayatlardan sola sapan
Perdelere mahkûm bir çift küre.
Resimler dizlerimde.
Kaldırıma çarpan güz yaprağının çaresiz kırılan elleri…
Ve amonyaklı tuz zerresi ki yaraya yapışan,
Bir derin yaradır ki açık kabuğuna alışan
Denizlere mahkûm bir çift yöre.
Resimler hayalimde…
02.17
19.02.10
A.B.
29 Kasım 2009 Pazar
İTİNALI DİZELER
Sözlerimi itina ile seçmeyeli, aynadan yansıyan gözlerimi görmezden gelmeyeli, zaman koşar adım yol alırken, yolların taktığı çelmelere yenik düşmüş.
Ben anılarıma saygı duymaya boğun eğeli, dallar çiçek açmış, kuşlar yuvalarına sadık kalmıştı oysaki.
Mevsimlerle alıp veremediğim yok, kelimelere derdimi anlatmaktan bir zaman yorgun düşmüş olabilirdim neyse ki…
Neye yaradı yaprağa rengini anlatmak aslında,
o gökkuşağına inanmadıktan sonra?
Bakışlarımın manasından, göz rengimin parlağından, utanmak aklımdan geçmezdi, güneşimden içime çektiğim terbiyem buna izin vermezdi…
Seçemezdim nasılsa beni toprağa bağlamış köklerimin merhamet derişimini…
Saçımın ucuna layık gördüğüm gül, solsa bile terk eylemezdi eşini…
Ah anılar!
Rüyada görmeyi dilenen kişilerin sanrı kaderlerine engel olurlar…
Ben;
Gözümü günün aydınlanmamış ziyanına açtığım zamana lanet okumadan,
Dualar ettim şerre yakın durmadan…
Elbet bir gün gelecek, büyüdüğüm hızda göğe yükselecek, zahmetsiz ve niyetsiz bölünerek çoğalan sevgisini hacmine sığdıramayan kalbim…
Elbet her gün geçecek, sabrımın selameti yolunu açacak, talihsiz karşılaşmalara sebebiyet verecek olan kader kesişmelerinin…
İnsan ki, insanı insandan soğutandır kimi zaman,
İnsan ki, insanı mucizelere inandırandır çoğu zaman…
Meleklik rütbemin elimden kum gibi,
Su gibi süzülüp gittiğine inandığım günden beri,
Doğan yeni günü düşünür olurum…
Bazen sade düşünmekten yorulurum.
Kim doğdu şu dakika, kim kanatlandı gitti.
Hangi ağacın dalının çatalına kandı çöpleri didikleyen boz kedi…
Kim sokakların derin dokusuna, serin kokusuna vurdu kendini…
Her rüya, diğerinden habersiz, başlamadan bitti…
Ben, gizli özneye esir, isyankâr yüklemine saygı duymayan cümlelerin, dolaysız tümleçleri olmayı can-ı gönülden dilemeyen bir haleyim…
Kim benim gibi? Ben kimin gibi olabilirim?
Susuz toprağıma, deniz yakınımsa dayanabilirim…
Mavinin koynunda ölmek değil derdim…
02.35
28.11.2009
A.B.
Ben anılarıma saygı duymaya boğun eğeli, dallar çiçek açmış, kuşlar yuvalarına sadık kalmıştı oysaki.
Mevsimlerle alıp veremediğim yok, kelimelere derdimi anlatmaktan bir zaman yorgun düşmüş olabilirdim neyse ki…
Neye yaradı yaprağa rengini anlatmak aslında,
o gökkuşağına inanmadıktan sonra?
Bakışlarımın manasından, göz rengimin parlağından, utanmak aklımdan geçmezdi, güneşimden içime çektiğim terbiyem buna izin vermezdi…
Seçemezdim nasılsa beni toprağa bağlamış köklerimin merhamet derişimini…
Saçımın ucuna layık gördüğüm gül, solsa bile terk eylemezdi eşini…
Ah anılar!
Rüyada görmeyi dilenen kişilerin sanrı kaderlerine engel olurlar…
Ben;
Gözümü günün aydınlanmamış ziyanına açtığım zamana lanet okumadan,
Dualar ettim şerre yakın durmadan…
Elbet bir gün gelecek, büyüdüğüm hızda göğe yükselecek, zahmetsiz ve niyetsiz bölünerek çoğalan sevgisini hacmine sığdıramayan kalbim…
Elbet her gün geçecek, sabrımın selameti yolunu açacak, talihsiz karşılaşmalara sebebiyet verecek olan kader kesişmelerinin…
İnsan ki, insanı insandan soğutandır kimi zaman,
İnsan ki, insanı mucizelere inandırandır çoğu zaman…
Meleklik rütbemin elimden kum gibi,
Su gibi süzülüp gittiğine inandığım günden beri,
Doğan yeni günü düşünür olurum…
Bazen sade düşünmekten yorulurum.
Kim doğdu şu dakika, kim kanatlandı gitti.
Hangi ağacın dalının çatalına kandı çöpleri didikleyen boz kedi…
Kim sokakların derin dokusuna, serin kokusuna vurdu kendini…
Her rüya, diğerinden habersiz, başlamadan bitti…
Ben, gizli özneye esir, isyankâr yüklemine saygı duymayan cümlelerin, dolaysız tümleçleri olmayı can-ı gönülden dilemeyen bir haleyim…
Kim benim gibi? Ben kimin gibi olabilirim?
Susuz toprağıma, deniz yakınımsa dayanabilirim…
Mavinin koynunda ölmek değil derdim…
02.35
28.11.2009
A.B.
29 Ekim 2009 Perşembe
geç...
Rengine sadakati yetemedi niyetin.
Tutamlarca tuz, köstek idi dikiş izine,
Damarımdan dahi geçemedi sebebin.
Hangi yaraya deva idi kapanmak dizine?
...
02.48
29.10.2009
A.B.
Tutamlarca tuz, köstek idi dikiş izine,
Damarımdan dahi geçemedi sebebin.
Hangi yaraya deva idi kapanmak dizine?
...
02.48
29.10.2009
A.B.
28 Ekim 2009 Çarşamba
AFET-İ DEVRAN
Bir Afet-i devrana emanetindi gözlerin
Aynalara derdimle dillenmedim.
Ben hiç yakışmadım beter endamına
Gölge olurdum hâlbuki meramına
İznine nail olsaydı ellerin,
Ben name-i illetle bilenmedim…
Bir afet-i devrana hediyendi hoş sözlerin.
Nefese hasret can gibiydim kelamına.
Boyun eğdim sükûnet-i cellâdıma
Bir hoş sedaya el gibi ellenmedim
Kumrum şahidimdir serenadıma,
Ben hiç yüz çevirmedim selamına.
Bir afet-i devrana ait idi benliğin…
02.48
14.10.09
A.B.
Aynalara derdimle dillenmedim.
Ben hiç yakışmadım beter endamına
Gölge olurdum hâlbuki meramına
İznine nail olsaydı ellerin,
Ben name-i illetle bilenmedim…
Bir afet-i devrana hediyendi hoş sözlerin.
Nefese hasret can gibiydim kelamına.
Boyun eğdim sükûnet-i cellâdıma
Bir hoş sedaya el gibi ellenmedim
Kumrum şahidimdir serenadıma,
Ben hiç yüz çevirmedim selamına.
Bir afet-i devrana ait idi benliğin…
02.48
14.10.09
A.B.
imKANsız BEKLEyiş
Suretin düşüncemin gölgesinde kenar bulur.
Lakin şikayetlenmeyi haddime yakıştırmadım.
İffetten tel örgüler sanrıma musallat olur.
Ben ferimin sebebini var olmana alıştırmadım.
Dudaktan kovulduğu kadar değildir söylenişler
Yılan deliğinden süzüldü, eylemine aldanmadım.
Adamı görülmez sınırlarda öldürmez özleyişler,
Teninin gölgesi göründü, kör ahengine bağlanmadım.
23.58
21.10.09
A.B.
Lakin şikayetlenmeyi haddime yakıştırmadım.
İffetten tel örgüler sanrıma musallat olur.
Ben ferimin sebebini var olmana alıştırmadım.
Dudaktan kovulduğu kadar değildir söylenişler
Yılan deliğinden süzüldü, eylemine aldanmadım.
Adamı görülmez sınırlarda öldürmez özleyişler,
Teninin gölgesi göründü, kör ahengine bağlanmadım.
23.58
21.10.09
A.B.
10 Ekim 2009 Cumartesi
biri daha...
Pişmanlığımın adına keşke dediğimden beri
Zamanı şarap şişelerinde zapt edemiyorum.
Gözbebeğimin ferinde bu denli büyüttüm seni,
Peşinatsız isyanlarıma anlam veremiyorum.
Uçmaya göğsündeki büyüyü heba ettiysem,
Kabullenmeliydim uçurum gözlerinden düşmeyi
Denizindeki devana bilmeden yüz çevirdiysem,
Öğrenmeliydim benim olmayanı kaybetmeyi.
Kum saatimin kırığı kalp kırığıma yanaştı usulca
Duvağının fırtınasından önümü göremedim önce,
Şahitliğine inandığım mavi karanlık korkup susunca,
Kanatlarıma kan oturdu, ardıma bile dönemedim öylece.
İnkâr etmek, yalanın renkli yüzünü güldürmekti.
Ve ben hiç hayalini kurmadım bedbaht gözlerinin.
Aşksızlıktan ölmedim, telkin edişlerin beni bekletti.
Ve ben hiç yakarışına inanmadım ince ellerinin…
Ben bir yalanı sen diye sayıkladım durdum…
05.22
30.01.09 Cuma
A.B.
Zamanı şarap şişelerinde zapt edemiyorum.
Gözbebeğimin ferinde bu denli büyüttüm seni,
Peşinatsız isyanlarıma anlam veremiyorum.
Uçmaya göğsündeki büyüyü heba ettiysem,
Kabullenmeliydim uçurum gözlerinden düşmeyi
Denizindeki devana bilmeden yüz çevirdiysem,
Öğrenmeliydim benim olmayanı kaybetmeyi.
Kum saatimin kırığı kalp kırığıma yanaştı usulca
Duvağının fırtınasından önümü göremedim önce,
Şahitliğine inandığım mavi karanlık korkup susunca,
Kanatlarıma kan oturdu, ardıma bile dönemedim öylece.
İnkâr etmek, yalanın renkli yüzünü güldürmekti.
Ve ben hiç hayalini kurmadım bedbaht gözlerinin.
Aşksızlıktan ölmedim, telkin edişlerin beni bekletti.
Ve ben hiç yakarışına inanmadım ince ellerinin…
Ben bir yalanı sen diye sayıkladım durdum…
05.22
30.01.09 Cuma
A.B.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
